Felsefe bir faaliyettir: O, belirli sorular üzerine
düşünmenin bir yoludur. Felsefenin en ayırd edici
özelliği, onun mantıksal argüman kullanmasıdır.
Filozoflar genellikle argümanlarla uğraşırlar: Onlar
ya argümanlar oluşturur, ya başkalarının argümanlarını
eleştirir ya da bunlardan her ikisini birden yaparlar.
Onlar aynı zamanda kavramları analiz edip, açıklığa
kavuştururlar. "Felsefe" sözcüğü, hayata dair genel
bir bakışı anlatmak veya birtakım gizemcilik formlarına
gönderimde bulunmak amacıyla, çoğunluk bundan çok
daha geniş bir anlamda kullanır. Ben sözcüğü burada,
söz konusu geniş anlamıyla kullanıyor olmayacağım.
Amacım, antik Yunanlılarla başlayıp, 20. Yüzyılda
özellikle Avrupa ve Amerika'da gelişen bir düşünce
geleneği içinde yer alan bazı çok önemli düşünce
alanlarını aydınlatmaktır.
Bu gelenek içinde çalışan filozoflar, ne tür şeyler
üzerine tartışırlar? Onlar genellikle, büyük bir
çoğunluğumuzun, tartışma ihtiyacı duymayacak şekilde,
apaçık gördüğü inançları incelerler. Genellikle
doğru ve yanlış, dış dünyanın mahiyeti, zihin, bilim,
sanat ve benzeri diğer konularla meşgul olurlar.
Mesela, insanların çoğu hayatlarını, adam öldürmenin
yanlış olduğunu söylemek için, ne gibi bir haklılandırma
vardır? O her koşul altında yanlış mıdır? Ve herşey
bir yana, ben yanlışlıkla ne anlatmak istiyorum?
İşte bunlar felsefi sorulardır. İnançlarımızdan
birçoğunun, incelendikleri zaman sağlam temellerden
yoksun bulundukları ortaya çıkar. Felsefeyle uğraşmak
sadece bizim önyargılarımız üzerine açık seçik olarak
düşünmemize değil, fakat inandığımız şeyleri tam
anlamıyla açıklığa kavuşturmamıza da yardım eder.
O, zaman geçtikçe de, geniş kapsamlı bir konular
silsilesi hakkında tutarlı bir biçimde tartışma
yeteneği -başka alanlara taşınabilir olan yararlı
bir beceri- kazandırır.
...Felsefe
ve Tarihi
Sokrates'in zamanından beri, birçok büyük filozof
varolmuştur. Kitabımın başlangıç paragrafında, ben
bunlardan yalnızca birkaçını saydım. Felsefe üzerine
bir giriş kitabı, konuya, bu filozofların katkılarını
kronolojik bir düzen içinde analiz etmek suretiyle,
tarihsel olarak yaklaşabilirdi. Benim burada yapacağım
şey ise, bu değildir. Bunun, konuya dayalı bir yaklaşımı,
yani tarihten ziyade, belirli felsefi soru[n]lar
üzerinde odaklaşan bir yaklaşımı kullanacağım. Felsefe
tarihi kendi içinde büyüleyici ev önemli bir konudur
ve klâsik felsefi metinlerden birçoğu aynı zamanda
büyük edebiyat yapıtlarıdır. Sadece birkaç örnek
seçmek gerekirse, Platon'un Sokratik diyalogları,
Rene Descartes'ın Meditations [İlk Felsefe Üzerine
Metazifik Düşünceler]'i, David Hume'un Enquiry Concerning
Human Understanding [İnsanın Anlama Yetisi Üzerine
Soruşturma]'sı ve Friedrich Nietzsche'nin Thus Spoke
Zarathustra [Zerdüşt Böyle Buyurdu]'su, bunların
hepsi de her standart altında ilginç ve tahrik edici
eserler olarak öne çıkar. Felsefe tarihiyle ilgili
araştırmaların büyük bir değeri olmakla birlikte,
benim buradaki amacım, size, sadece belirli büyük
şahsiyetlerin bu konular hakkında düşünmüş oldukları
şeyleri açıklamaktan ziyade, felsefi konular üzerinde
kendi başınıza düşünmeniz için gerekli araçları
temin etmektir. Bu konular salt filozoflar için
ilginç olan konular değildirler: Onlar insanî durumlardan
doğal bir biçimde doğarlar ve hayatında hiç felsefe
kitabı açmamış olan pek çok insan bu konular üzerinde
kendiliğinden düşünür.
Daha önceki filozofların argümanlarını ve hatalarını
bilmezsek eğer, konuya önemli bir katkı yapmayı
ümid edemeyeceğimize göre, felsefeye dair ciddî
herhangi bir inceleme tarihsel araştırmayla konuya
dayalı yaklaşımın bir sentezini ihtiva etmek durumundadır.
Filozoflar, bir tarih bilgisi olmadan, asla ilerleme
kaydedemezler. Onlar, bu hatalara daha önce de düşülmüş
olduğunu farketmeden, aynı hatalara düşmeye devam
ederler. ve birçok filozof kendi teorisini, daha
önceki filozofların eserlerinde bulunan yanlışları
görerek geliştirir. Dahası, bunun gibi kısa bir
kitapta, bireysel düşünürlerin eserlerindeki derinliklerin
hakkını vermek mümkün olamaz. Her bölümün sonunda
teklif edilen ek okuma önerileri, burada tartışılan
daha geniş bir tarihsel bağlam içine oturtmaya yardımcı
olacaktır.
...Felsefeyle
Niçin Uğraşmalı?
Filozofların her daim yapageldikleri şey, oturup
sözcüklerin anlamlarını tartışma konusu yapmak olduğu
için, zaman zaman felsefeyle uğraşmanın hemen hiçbir
anlamı olmadığı savunulur. Filozoflar önemli sonuçlara
ulaşır görünmezler ve onların topluma katkıları
yoktur. Onlar hâlâ eski Yunanlıları meşgul etmiş
olan aynı soruları tartışmaktadırlar. Felsefe bir
şeyleri değiştirir gibi görünmez; o herşeyi olduğu
gibi bırakır.
Herşey bir yana, felsefeyle uğraşmanın bir değeri
var mıdır? İşe hayatımızın temel kabullerini sorgulayarak
başlamak tehlikeli bile olabilir: Sonuçta, herşeyi
çok fazla sorgulamak suretiyle felce uğramış biri
olarak, kendimizi hiçbir şey yapamaz hâle gelmiş
hissedebiliriz. Gerçekten de, bir filozof karikatürü,
Oxford ya da Cambridge'teki çalışma odasının rahat
koltuğunda çok soyut düşüncelerle başa çıkmada başarılı,
ama hayatın pratik problemlerinin üstesinden gelmede
çaresiz kalan birinin, Hegel felsefesinin en karmaşık
kesit ya da pasajlarını açıklayabilen fakat yumurta
pişirmekten aciz bir kimsenin eleştirel ve alaycı
tasviridir.
Sorgulanmış Hayat
Felsefeyle uğraşmanın önemli bir nedeni, onun varoluşumuzun
anlamıyla ilgili temel soruları ele almasıdır. Çoğumuz,
hayatımızın akışı içinde temel birtakım felsefi
sorular sorarız. Niçin buradayım? Tanrı'nın varolduğunun
bir delili var mıdır? Hayatımızın bir amacı bulunmakta
mıdır? Bir şeyi doğru ya da yanlış kılan şey nedir?
Hayatımız salt bir düş olabilir mi? Zihin bedenden
faklı mıdır, yoksa bizler sadece birer fizikî varlık
mıyız? Bilim nasıl ilerler? Sanat nedir? vb.
Felsefeyle uğraşan insanların çoğu, tek tek birimizin
bu tür soruları ele alıp incelemesinin büyük bir
önem taşıdığına inanır. Hatta bazıları, sorgulanmış
bir hayatın yaşanmaya değer olmadığını öne sürer.
Temel aldığı ilkeleri hiç sorgulamadan sıradan bir
varoluşu devam ettirmek hiç bakımdan geçirilmemiş
bir araba sürmeye benzeyebilir. Şimdiye kadar hep
yeterince iyi bir biçimde çalışmış oldukları için,
arabanızın frenlerine, direksiyon ve motoruna güvenmekte
haklı olmuş olabilirsiniz, ama bu güvende bütünüyle
haklı olmayabilirsiniz de. Fren pedalları hatalı
olabilir ve sizin onlara en fazla ihtiyaç duyduğunuz
bir anda iflâs edebilirler. Aynı şekilde, hayatınızı
kendilerine dayandırdığınız ilkeler de bütünüyle
sağlam olabilir, fakat siz bundan, onları incelemiş
oluncaya dek, emin olmayabilirsiniz.
Dahası, hayatınızı kendilerine dayandırdığınız
kabullerin sağlamlığından ciddî ciddî şüphelenmeseniz
bile, düşünce gücünüzü hayata geçirmemekle yaşamızını
fakirleştiriyor olabilirsiniz. Birçok insan kendilerine
bu türden soruları sormanın ek bir çabayı gerektirdiğini
veya rahatsızlık verici olduğunu üşünebilir. Ama
diğerleri, meydan okuyucu felsefi sorulara cevap
bulmak için güçlü bir arzu duyabilirler.
Düşünmeyi Öğrenme
Felsefeyle uğraşmak için başka bir neden de, onun
oldukça geniş bir konular alanı üzerinde daha açık
bir biçimde düşünmeyi öğrenmenin iyi bir yolunu
sağlamasıdır Bir konunun lehindeki ve aleyhindeki
argümanları analiz etmek suretiyle, hayatın diğer
alanlarına taşınabilecek olan beceriler, tartışma
ustalığı kazandığımız için, felsefî düşünmenin yöntemleri
geniş bir alan meydana getiren bir durumlar çeşitliliği
içinde çok yararlı olabilir. Felsefeyle uğraşan
birçok insan felsefeden kazandığı tartışma ustalığını
-düşünce açıklığının büyük bir değer taşıdığı- hukuk,
bilgisayar programcılığı, iş danışmanlığı, kamu
görevi ve gazetecilik gibi çok farklı mesleklerde
de kullanmayı sürdürebilir. Filozoflar, insan varoluşunun
doğası hakkında kazandıkları kavrayışları, sanat
alanına döndükleri zaman da kullanabilirler: Bir
dizi filozof romancı, eleştirmen, şair, film yapımcısı
ve piyes yazarı olarak çok başarılı olmuştur.
Haz
Felsefeyle uğraşmayı haklılandıran bir diğer neden
de, onun birçok insan için haz veren bir etkinlik
olabilmesidir. Felsefe lehindeki bir savunma için
söylenmesi gereken bazı şeyler vardır. Onun tehlikesi,
felsefe etkinliği çapraz bulmacalar çözmeye eşdeğer
bir faaliyete indirgeyen bir savunma gibi değerlendirilmesidir.
Bazı filozofların konuya yaklaşımları zaman zaman
şuna benzeyebilir: Karanlık mantıksal bulmacaları
kendi içinde bir amaç olarak çözmek ve çözümlerini
pek az insanın takip edebildiği özel uzman dergilerinde
yayınlamak, bazı profesyonel filozoflarda bir saplantı
hâline gelebilir. Diğer taraftan da, üniversitelerde
çalışan bazı filozoflar kendilerini bir "iş"in bir
parçası olarak görür ve çoğunluk çok vasatî olan
çalışmalarını, sadece bu çalışmalar (yayınların
niceliğinin terfiyi belirleyen bir faktör olması
hasebiyle) kendilerine "yükselme" ve terfi elde
etme imkânı vereceği için, basarlar. Onlar, adlarının
yayınlanmış olmalarını görmekten, artan maaştan
ve terfi ile birlikte gelen prestijden keyif alırlar.
Yine de, felsefenin büyük bir bölümü, bereket versin,
bu düzeyin üstüne çıkar.
...Felsefe
Zor Mudur?
Felsefe çoğu zaman, zor bir konu ya da disiplin
olarak tanımlanır. Felsefeyle irtibatlandırılan,
bizim bazılarından sakınabileceğimiz, çok çeşitli
zorluk türleri vardır.
Herşeyden önce, profesyonel filozofların meşgul
oldukları problemlerden birçoğunun oldukça yüksek
bir soyut düşünce düzeyini gerektirdiği doğrudur.
Ama aynı şey, hemen hemen her entellektüel faaliyet
için geçerlidir: Felsefe bu bakımdan fizik, edebiyat
eleştirisi, bilgisayar programcılığı, jeoloji, matematik
veya tarihten hiç farklı değildir. Bunlarda ve diğer
araştırma alanlarında olduğu gibi, konuya bir önemi
olan özgün katkılar yapmanın zorluğu, sıradan insanların
bilgisinin bu entellektüel faaliyetlerin temel yöntemlerini
öğrenmekten alıkoymak için bir mazeret olarak kullanılmamalıdır.
Bununla birlikte, felsefeyle ilişkili, kendisinden
sakınılabilecek ikinci bir güçlük türü daha vardır.
Filozoflar her zaman iyi yazar olmayabilirler. Onlardan
birçoğu kendi fikirlerinin son derece yoksul aktarıcısıdırlar.
Bu, bazen onlar yalnızca oldukça küçük bir uzman
okuyucular kitlesine erişmeyi amaçladıkları için,
böyledir; bazen de, onlar konuyla derin bir tanışıklığı
olmayanların kafalarını bulandırmaktan başka hiçbir
işe yaramayan karmaşık bir jargon kullandıkları
için, ortaya böyle bir durum çıkar. Uzman terimleri
profesyonel filozofların her daim kullandıkları
belirli kavramları açıklamaktan kurtulmak bakımından
yararlı olabilir. Bununla birlikte, profesyonel
filozoflar arasında uzman terimlerini salt onları
kullanmış olmak için kullanma gibi talihsiz bir
eğilim vardır: Onlardan birçoğu, çok iyi İngilizce
eşdeğerleri olsa bile, Latince deyimler kullanırlar.
İçine tanışık olmadığımız sözcüklerin serpiştirildiği
bir paragraf ev alışık olmadık şekillerde kullanılan
bildik sözcükler ürkütücü olabilir. bazı filozoflar,
kendileri için icad etmiş oldukları, felsefeyi gerçekte
olduğundan çok daha zor bir konu olarak gösteren,
bir dilde konuşmakta ve yazmakta gibi görünürler.
Ben bu kitapta, gereksiz bir jargondan kaçınmaya
çalıştım ve yol aldıkça, karşılaşılan bütün bilinmeyen
terimleri açıklamaya özen gösterdim. bu yaklaşım
size, bölüm sonlarında yer alan okuma önerilerilerindeki
daha zor felsefi yazılardan bazılarını anlamak için
gerekli olan felsefi vokabüleri kazandıracaktır.
...Felsefenin
Yapabileceği Şeylerin Sınırları
Bazı felsefe öğrencileri, felsefeden, pek de makûl
olmayan bir tarzda, çok fazla şey beklerler. Onlar,
felsefenin kendilerine, insanın zor durumlarını
tam ve ayrıntılı bir resmini sağlamasını isterler.
Onlar, felsefenin kendilerine hayatın anlamını göstereceği
ve kompleks varoluşlarımızın her boyutunu açıklayacağını
düşünürler. Fakat, felsefeyle uğraşmak hayatlarımızla
ilgili temel soruları aydınlığa kavuşturabilse de,
felsefe, böyle bir şey sağlamaz. Felsefeyle uğraşmak,
sanat, edebiyat, tarih, psikoloji, antropoloji,
sosyoloji, siyaset ve bilimle meşgul olmaya bir
alternatif değildir. Bu farklı konular insan hayatının
farklı yönleri üzerinde yoğunlaşır ve bize farklı
kavrayış türleri sağlarlar. Bir kimsenin hayatının
bazı yönleri felsefi analize, ve muhtemelen başka
türden bir analize de karşı koyar. Öyleyse, felsefeden
çok daha fazla şeyde beklememek hususu önem taşımaktadır.
Bu kitabın ihtiva etmesi gerekmekle birlikte, yer
vermediği en azından bir temel konu vardır: Mantık.
Mantık, bu uzunlukta ve üslûpta bir kitapta tatmin
edici bir biçimde ele alınmak açısından oldukça
teknik bir konudur.