|
NİETZSCHE'NİN
İÇ DENEYİMİ
Bu kitapta ileri sürülen "deneyimlere"
verilen yer, daha önceki iki kitabıma göre daha azdır.
Aynı belirginliği de taşımamaktadırlar. Ama bu ancak
görünüşteböyledir. Bu kitabın temel ilgisinin ahlaksal
kaygı olduğu doğrudur. "Gizemsel durumlar" da birinci derecede önemlidir, çünkü ahlaksal sorun
bu durumlarla ilgili olarak ortaya konmuştur.
"Nietzsche üzerine" olan bir
kitapta bu durumlara böyle bir yer vermek belki de
aşırı görünecektir. Nietzsche'nin yapıtının gizemcilik
araştırmalarıyla çok az ilgisi vardır. Buna rağmen
Nietzsche bir tür esrimeyle karşılaşmış ve bunu söylemiştir.
(Ecco Homo, Vialette çevirisi, s. 126.)
"Nietzscheci deneyim"in kavranmasına
nüfuz etmek istedim. Nietzsche'nin tanrısaldan söz
ettiği bölümlerde "gizemsel durumları" düşündüğünü
zannediyorum.
1888'de yazdığı bir notta; "Ne kadar
çok yeni tanrı hâlâ mümkün! Dinsel içgüdünün, yani
tanrı yaratıcı içgüdünün bazen zamansız hareketlendiği
ben, her defa ne kadar çok biçimde tanrısallığın esinine
sahip oldum!... Sanki aydan düşüyorlarmış gibi yaşamımızın
içine düşen ve hangi noktada yaşlı olunduğunun, hangi
noktada yeniden genç olunacağının bilinmediği, zamanın
dışına yerleşen bu anların içinde, çok sayıda tuhaf
şeyin gözlerimin önünden geçip gittiğini gördüm..."
(Güç İstenci, II, s. 379.)
Bu metni aşağıdaki iki metinle birleştiriyorum:
"Hissedilen derin kavrayışa, heyecana
ve sempatiye rağmen, trajik yapıların yok olduğunu
görmek ve buna gülebilmek,
işte bu tanrısaldır." (1882-1884; Güç İstenci,
II, s. 380.)
"İlk çözümüm: En yüksek ve en iyi
olan şeyin yok olduğunu görmenin trajik zevki
(çünkü Bütün'e göre çok sınırlı görülüyor); ama bu,
yüksek bir 'iyiliği' sezmenin gizemsel bir biçiminden
başka bir şey değildir."
"Son çözümüm: En üst iyilik ve en
üst kötülük özdeştir." (1884-1885; Güç İstenci,
II, s. 370.)
Nietzsche'nin bilinen "tanrısal durumları"nın,
nesne olarak, trajik bir içeriği (zaman) vardır ve
bu durumların devinimi de, gülüşün içerdiği içkinlik
içinde aşkın trajik unsurunun emilmesidir. İkinci
alıntıdaki Bütün'e göre çok sınırlı, aynı
devinime bir göndermedir. Önceden
sezmenin gizemsel biçimi, gizemsel felsefe
anlamında değil de deney anlamında, hissetmenin gizemsel
biçimi anlamına gelecektir. Durum böyleyse, uç durumların
gerilimi, yüksek bir "iyilik"
arayışı olarak verilecektir.
En üst iyilik
ile en üst kötülük özdeştir ifadesi, aynı
zamanda, bir deneyim verisi (bir esrime nesnesi) olarak
da anlaşılabilir.
Nietzsche'in kendi uç durumlarına verdiği
önem özellikle şu notta vurgulanmıştır: "Yeni
güç duygusu: Gizemsel durum; ve en açık akılcılık,
bu duruma ulaşmak için en gözü pek yoldur. -Felsefe,
olağanüstü bir şekilde yükselmiş
bir ruh durumunun dışa vurumudur" (Güç İstenci,
II, s. 380). Gizemsel durumu göstermek için kullanılan
yükselmiş durum
ifadesi daha önce "Şen Bilgi"de vardı.
Başka bölümlerle birlikte bu bölüm de,
Nietzsche'nin getirdiği ikirciliği kanıtlıyor: Nietzsche
sürekli güçten söz ederken verme gücünü düşünüyordu.
Aslında (aynı döneme ait) başka bir nota da değinmeliyiz:
"Gizemcinin tanımı: Kendi mutluluğundan yeteri
kadarına ve aşırısına sahip olan ve onu
vermek istediğinden dolayı, kendi mutluluğu
için bir dil arayan kişi" (1884; Güç istenci,
II, s. 115). Nietzsche bu şekilde, Zerdüşt'ün kısmen
kaynaklandığı bir devinimi tanımlıyor. Diğer taraftan,
güce yaklaşan gizemsel durum, daha doğru bir deyişle,
verme arzusu durumudur.
Bu kitabın şu derin anlamı vardır: Uç
durum insan istencinden kaçsa da (insan eylem, tasarı
olduğu sürece) bu durumdan ancak durumun doğası değiştirilerek
söz edilebilir. Ama bu yasağın kesin değeri, yalnızca
isteyen kişiyi, konuşan kişiyi paramparça eder: Yapamadığı
sırada, aslında onun istemesi ve konuşması gerekir.
Ve ben de, kendi mutluluğumdan
yeteri kadarına ev aşırısına sahibim.
Nietzsche Üzerine, Georges Bataille
Ekler, II.
|