Nietzsche (1844-1900), 1879 Mayıs'ında,
sayrılığın artması yüzünden üniversitedeki görevinden
çekiliyor; kendisine emeklilik maaşı bağlıyorlar.
Bundan sonraki hayatı tam bir gezgin hayatıdır; sağlığına
uygun bir yer bulabilmek için oradan oraya koşmaya,
İtalya kentleri arasında mekik dokumaya başlıyor.
Gözleri adamakıllı bozulduğu için doğru dürüst okuyamıyor,
fakat durmadan yazıyor. Aynı yılın aralık ayında,
Gezgin ve Gölgesi
adı altında, özdeyişlerden kurulu bir kitap yayımlıyor.
Çektiği acılardan, sıkıntılardan son derece yorgun
düşmüş, neredeyse yaşama istemini bile yitirmiştir.
Derken arkadaşı Peter Gast'la Venedik'e gidiyor, sağlığı
düzelmeye yüz tutuyor orada. Fakat yaz sıcakları bastırınca
Marienbad'a geçiyor, yeni bir eser üzerinde çalışıyor:
Sabah Kızıllığı.
Bu kitapta pozitivist tutumundan bir şeyler vardır
daha, ama artık bilimsel gerçekleri, belli bir ülküye
ermek için sıçrama tahtası olarak kullanmaktadır.
Sağalan kişinin o eşsiz sevinci yansımaktadır düşüncelerinden.
Kitap, Vedalar'dan
aldığı şu sözlerle başlar: "Daha nice tanlar
ışık salacak." Kendisi "ahlakbilime karşı
savaşım bu kitapla başlar." der.
O sıralarda, arkadaşı Peter Gast'a "duygumun
yoğunluğu ürpertiyor beni, güldürüyor" diyor.
O yalnız gezinmelerinde bazen, ağlamaktan gözleri
kan çanağına dönüyor, fakat ona göre, "duygusallık
yaşları değildir bunlar, coşkunluk yaşlarıdır";
türkü söylüyor, saçma sapan konuşuyor, kendinden
geçiyor yeni düşüncesiyle. Yeni dediği düşünce,
her şeyin "sonrasızca yeniden gelişi"dir.
Kafasında çakan bu düşünceyi , İranlı bilge Zerdüşt'e
söyletmeyi kuruyor; 26 Ağustos'ta, "yeni bir
yaşama yolunun taslağını" çiziyor, -Öğle ve
Sonrasızlık-, dört kitap olacak; bu tasarıdan doğuyor
başeseri: Böyle Buyurdu
Zerdüşt.
27 Kasım'da, Bizet'nin Carmen'ini dinliyor, "öyle
güçlü, öyle tutkulu, öyle ince, öyle güneyli ki"
diyor. Bu sevinçli hava içinde Sevinçli
Bilim'i yazmaya başlıyor. İlk kez burada
anıyor Zerdüşt'ün adını; bu kitap, kafasında oluşan
bu büyük düz-şiire, Böyle
Buyurdu Zerdüşt'e bir öntürkü gibidir.
Bütün ahlak sistemlerinin temellerine saldırıyor;
bütün erdemlerin kaynağında bencillik olduğunu belirtiyor
durmadan. 1886'da yazdığı önsözde şöyle der:
"Bütün bu kitap, uzun bir el çekme ve güçsüzlük
döneminden sonra gelen bir sevinç nöbetidir yalnız;
geri gelen güçten, daha yeni uyanmış bir yarın ve
öbürgün inancından, bir geleceğin birden duyulup
sezilmesinden, yeni açılan denizlerden, yeni izin
verilen, yeni inanılan ereklerden doğan bir sevinç."
1882'de, Nisan ayının sonlarına doğru, dostu Malwida
von Meysenberg'den bir mektup alıyor; yeni biriyle
tanıştıkları, adı Lou Salome olan, yirmi dört yaşındaki
bu Rus kızının (soyca Yahudi) tam "onun felsefesine
göre" olduğu belirtiliyor bu mektupta, hemen
Roma'ya gelmesi isteniyor; "Reé ile (Nietzsche'nin
bir arkadaşı) elimizden gelen herşeyi yapacağız"
deniyor. Nietzsche gidiyor, önce pek beğenmiyor
kızı; fakat sonradan kendini kaptırıyor, evlenme
teklif ediyor, ama kız kabul etmiyor. Bir ara, vaktiyle
Wagner'in oturduğu Villa Tribschen'e gidiyorlar;
Nietzsche "her şey burada bitmişti" diyor
(Wagner'le dostluğu), ama "Her şey burada başlıyor"
diye seviniyor (Salome ile bağlantısı). Zamanla
Nietzsche'nin kızkardeşi Elizabeth, Lou'yu kıskanmaya
başlıyor, kardeşiyle kızın aralarını açmak için
elinden geleni yapıyor, başarıyor da. (Lou Salome'ye
daha sonra Rilke de gönül vermiştir.)
Nietzsche artık çok yalnızdır; Genova'ya gidiyor.
Sinirleri son derece bozulmuştur; ilaç almadan uyuyamamakta,
tabanca namlusunu "avutucu düşünceler kaynağı"
olarak görmektedir. "Bir yarı deliyi"
bağışlaması için mektuplar yazıyor Lou'ya. Derken,
3 Şubat 1883'te, Zerdüşt'ün
ilk bölümünü yazmaya başlıyor, on günde bitiriyor;
ilk bölümü bitirdiği gün, Wagner'in Venedik'te öldüğünü
duyuyor, bu rastlantı pek etkiliyor kendisini; "ben
onu çok severdim" diyor, hemen mektup yazıyor
Cosima'ya.
Zerdüşt'ün
birinci bölümünü yazmakla, "içindeki ağır bir
taşı yuvarlamış" oluyor, fakat "bundan
böyle deliler arasında sayacaklar beni" diyor.
Düşüncelerinin yavaş yavaş bazı çevrelere işlediğini
görüyor. Danimarkalı eleştirmen Georg Brandes'in
kendi felsefesiyle yakından ilgilendiğini duyuyor,
seviniyor. Zerdüşt'ün
ikinci bölümünü yine çok kısa zamanda, o günde bitiriyor.
1884 şubatında, Zerdüşt'ün
üçüncü bölümünü yazıyor. Nietzsche'nin kendine hayranlığı
artık doruğundadır; "Bu Zerdüşt'le
birlikte Alman dilini yetkinliğe ulaştırmış oldum.
Luther ve Goethe'den sonra bir adım daha atmak gerekti"
diyor. "Ben belki de geleceğin bütün insanları
için bir yazgıyım, yazgının kendisiyim. (...) Benim
yaptığımı bütün derinliğiyle duyabilen birkaç insan
kuşağının geçmesi gerekecek."
Bir ara Zürich'de kalırken, Zerdüşt'ün
dördüncü bölümünü tasarlamaya başlıyor, bu bölümün
ardından beşinci, altıncı bölümleri yazmak istiyor.
Son iki bölüm gerçekleşmemiştir. Bütün bir kış dördüncü
bölüm üstünde çalışıyor ve 1885 yılının Şubat'ında
bitiriyor. Yayıneviyle anlaşamadığı için kendisi
bastırmak zorunda kalıyor bu son bölümü.
Bundan sonra, büyük bir eser hazırlamak için notlar
biriktirmeye başlıyor; sonradan kızkardeşi Elizabeth'in
Güç İstemi
adı altında yayımladığı bu kitap, Zerdüşt'ü
tamamlayan, kendi felsefesini belli bir düzen üzre
girdisi çıktısıyla açıklayan bir eser olsun istiyor.
Fakat Güç İstemi
tamamlanmadan kalmıştır.
(Nietzsche, "Böyle Buyurdu
Zerdüşt"
Çev. A. Turan Oflazoğlu, Cem Yayınevi
İstanbul, 1989. A. Turan Oflazoğlu'nun
kitaba yazdığı Önsöz'den alınmıştır.)
Bilim ve Ütopya - 02/92